Google

Grubumuza kaydolun!

Google Gruplar
Aydınlı Efelerin Buluşma Noktası grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

7 Aralık 2007 Cuma

Fotoğraflar

Sizlerden gelen tüm fotoğrafları burada yayınlayacağız...

Videolar

Yörük Ali Efe


Efe Oyunu-Çökertme


Aydın olur da Aydın Zeybeği olmaz mı? Buyrun

İncir

İncir (Ficus carica), anavatanı doğu Akdeniz ve güneybatı Asya (Türkiye'den Afganistan'a kadar) olan, ağaç ya da ağaççık nitelikli bir bitki türü ve bu türün meyvesidir.
















Bayağı incir, Ficus carica.
Bilimsel sınıflandırma
Âlem: Plantae - Bitkiler
Bölüm: Magnoliophyta
Sınıf: Magnoliopsida
Takım: Rosales
Familya: Moraceae - Dutgiller
Cins: Ficus
Tür: Ficus carica
Linnaeus


İncir, dutgiller (Moraceae) familyasına dahil olan incir (Ficus) cinsinin içerdiği yaklaşık 800 kadar tür içinde ticari öneme sahip meyve veren tek bitkidir. İncir bitkisinin çiçeklerinde tozlaşma olayı mazı böcekleriyle gerçekleşir. Bu olaya "Kaprifikasyon" denir.

Meyvelerinin besin değeri yüksektir. Meyvaların bileşimini %30-40 şeker, A,B,C vitaminleri oluşturmaktadır. Meyvalarından hazırlanan infusyon özellikle çocuklarda kullanılabilen bir müshildir. Yapraklarındaki süt, "incir sütü" olarak bilinir ve halk arasında siğillere karşı kullanılır. Türün taze yaprakları ise, lapa halinde yaralara karşı tedavide halk ilacı olarak kullanılagelmiştir.

İncirin Dünya'daki en büyük üreticisi Türkiye'dir. Başlıca dış satım ürünümüzdür. Ege bölgesinde tarımda ön planda yer alır. Türkiye'de en fazla Aydın ve İzmir yöresinde yetiştirilir.

Efeler

Efe

  • Efe, tarihte Batı Anadolu'da ozellikle Aydın ve Muğla illeri ile Ödemiş ilçesinde yaşamış, silahlı ve mevcut düzene değişik nedenlerle başkaldırmış olan kişilere verilen isimdir.
  • Efe aynı zamanda günümüzde yiğit, cesur, mert ve sözünün eri olan kişileri tanımlamak için kullanılmaktadır.
  • Efe aynı zamanda bir erkek ismidir.
  • Efe, Zeybek ve Kızan arasındaki bağıntı.Bir Efe, Zeybek gruplarının başıdır. Zeybekler arasında kahramanlık yapmış cesur ve mert kişiler arasından efe seçilir.Zeybekler, efenin emriyle kızanları yetiştirirler. Zeybeklerden eğitim gören, silahlı onur adamlardan oluşan genç kişilere, kızan denir. Belirli bir zaman kızan olarak zeybeklerden eğitim gördükten sonra zeybek sınıfına alınırlar.

Kelimenin Kökeni

Efe sözcüğünün kökeni hakkında değişik teoriler vardır. Bu sözcüğün kökeni kesin olarak bilinmemekle birlikte benzer bir kelime olan Zeybek hakkinda en bilimsel gorunen tez, Sn Onur Akdogu tarafindan kaleme alinan "Bir Başkaldırı Öyküsü-Zeybekler-Tarihi, Ezgileri, Dansları" adlı eserde belirtilen (2004) "zeybek kavramının eski Türkçede koruyucu zırh anlamına gelen say, sağlam ve sıkı anlamına gelen bek sözcüklerinin birleşiminden doğan bir kavram olduğu" ve "Saybek- Saybak- Zaybak-Zeybak-Zeybek değişim zinciri içinde oluştuğu" savıdır. Efe kelimesinin ise "büyük kardeş" anlamına gelen bir Türkçe sözcük (eke) olduğu düşünülmektedir.

Efe veya zeybek kurumu ilk defa 16 ncı yüzyılda Osmanlı İmparatorluğunda otorite boşluğundan kaynaklanan Celali Ayaklanmaları sırasında görülür. Daha sonraları yerel baskılar ve haksızlıklara karşı ayaklanarak dağa çıkan kimselere efe veya zeybek dendiğini görüyoruz. Efelerin kendine özgü giysileri ve geleneksel yapılari bu dönemde ortaya çıkmaya başlar. Günlük giyimden ayrılan ve zeybek yaşamında rahat hareket etmeye yarayan giysi türü ve silahlar kabul görmüştür. Örneğin dönemine gore kısa sayılan bir tür pantolon olan potur ve yakın mesafe çatışmasında çok yararlı olan bir tarafı ve ucu keskin yatağan gibi.

19. yüzyıl boyunca efelerin devlet otoritesi ile inişli çıkışlı bir ilişkileri olmuştur. 93 Harbi'nde cepheye gitmeleri karşılığında haklarında “umumi af” ilan edilen ve cephelerde büyük yararlıklar gösteren zeybekler döndüklerinde, af vaatlerinin tutulmadığını görerek dağlara geri dönmeye başlamışlardı. 1879’dan itibarem eşkıyalık Ege Bölgesi’nde tekrar salgın haline gelmiş ve hükümet bunlara karşı hiçbir şey yapamaz olmuştu. Bu dönemde Yörük Osman, Çakırcalıoğlu Ahmet Efe (Çakırcalı Mehmet Efe'nin babası), Deli Memet, Büyük Cerit, Küçük Cerit, Çallı Veli, Koca Arap,Parmaksız Arap, [[Harputlu Ömer], Piç Osman ve Bakırlı çeteleri en tanınmış olanlardı. Öte yandan Karabacak, Karayotoğlu Nikola, Hambrikoğlu Panayot, Seyrekköylü Nikola, Kaptan Andreya, Kaptan Aleko, Kaptan Foti ve Kaptan Sokrat gibi Rum çeteleri de Ege dağlarında taşkınlıklar yapmaktaydılar. Kıbrıslı Mehmet Kamil Paşa, olağanüstü İzmir valiliği esnasında, yerli çeteleri düze indirip, bir tür koruculuk sistemi içinde kır serdarı olarak görevlendirerek, Rum çetelerini ortadan kaldırmaya çalışmış ve bunda da kısmen başarılı olmuştur. Efeler devletle uzlaştıklarında, çoğu Ege Adaları'ndan gelerek Ege Bölgesi'nde kan kusturan Yunanistan destekli Rum eşkiyanın hakkından gelebilen tek güç olarak kendilerini göstermişlerdir. Ancak bu çabalar sonradan İzmir valisi olan Hacı Naşit Paşa'nın efelere (Türk asilere) topyekun tuzak kurarak büyük kısmını imha etmesi üzerine sonuçsuz kalmıştır. Nail Moralı'nın 20. yüzyıl başı Ege Bölgesi ve İzmir'e ilişkin anılarında da, özellikle Çakırcalı Mehmet Efe'nin öldürülmesinden sonra Rum eşkiyanın bütünüyle azdığı kaydedilmektedir.

Efeler, Birinci Dünya Savaşından sonra Türkiye'nin işgalinde Yunan kuvvetleriyle karşı karşıya gelmiş ve dağdan inerek Milli Mücadeleye katılmışlardır. Cumhuriyetin ilanından sonra hizmetleri nedeniyle kendilerine ordu rütbesi ve İstiklal Madalyası verilen efeler, bu tarihten sonra yasadışı eylemlerini bırakarak tarihteki yerlerini almışlardır. En ünlü efeler arasında Yörük Ali Efe, Kıllıoğlu Hüseyin Efe, Demirci Mehmet Efe, Mestan Efe, Atçalı Kel Mehmet Efe, Molla Ahmet Efe, Saçlı Efe, Gökçen Efe,Çakırcalı Mehmet Efe gibi isimler yer almaktadır.

Kaynak: Vikipedi

Hoş geldiniz

Hey gidi efeler!
Sitemize hoş geldiniz. Burası Aydınlı olan bütün hemşehrilerimizin mekânıdır. Artık burada buluşuyor ve burada birleşiyoruz.
Yeniliklerden haberdar olmak istiyorsanız haber grubumuza mutlaka katılmalısınız.